10 Ramazan 1438 Yazısı ( Şemseddin Sivasi – Abdülehad Nuri Sivasi )

IMG_8307Eyâ gâfil tefekkür kıl ne buldun bu rükûdundan
Kıyâmette sorulursun ziyânın bile sûdundan
***********
Dilin fuhşı gönül efkâr-ı fâsidle mülevvestir
Ne hâsıl işbu hâl ile mesâcidde kuûdundan
************
Yönün mihrâba lîkin kalb meyyâlin hevâsında
Ne umarsın bu hâletle rükûuyla sücûdundan
***********
Revâ mıdır ibâdet sufrasından almadın lezzât
Yiyip içmek alıp vermek gibi fâsid kuyûdundan
***********
Sana hallâk-ı âlem etmiş-iken bunca in’âmı
Murâdın n’idiğin bilsen eyâ cânâ künûdundan
*************
Sakın tenhâ diye isyâna zinhâr eyleme cür’et
El ayak göz kulak hâzır hazer kıl bu şühûdundan
*************
Ne denli ma’siyet sende zuhûr etmişti bilirdin
Niçin gözler yaşı feryâd ile akmaz hudûdunda

Yukarıdaki şiir Şemseddin Sivasi Hz’lerine ait. Kara Şems diye anılan bu mübarek zat her ne kadar Sivasi diye bilinse de aslen Tokatlı.Alim , mutasavvıf bir zat yıllarca halkı irşad etmiş.Fakat önemli bir özelliği ileri yaşında Sultan 3.Mehmet zamanında Osmanlı Devleti’nin kazandığı son meydan savaşı olan Haçova Meydan Savaşı’na ve Avusturya seferine iştirak etmiş olmasıdır.Yani bu mübarek kişi mücahit bir insandır , gazidir.Askere moral verdiği , duada bulunduğu nakledilmektedir.
Böyle mücahit karaktere sahip ulemanın varlığı tarihimizde her zaman dinimize , devletimize ve milletimize faydalı olmuştur.Bu gün hala din için vatan için namus için nice insanlar hala şehid oluyorsa bu , bu coğrafyanın insanın mayasının sağlam olmasındandır.
Eski şiir geleneğimiz denildiğinde say bakalım bildiğin şairleri deriz kişilerin sayacağı son derece sınırlıdır.Divan Edebiyatından Fuzuli , Baki , Nedim , son dönemden Namık Kemal , Ziya Paşa , Mehmet Akif Ersoy , Yahya Kemal , halk şairlerinden Karacaoğlan , dini şiir geleneğinden Yunus Emre , musikiden Dede Efendi falan genelde herkes tarafından az çok bilinen isimler evet bu isimler kendi alanında zirve isimler ama bu kadar dar bir çerçevede kalmak insanların ilgisini çok fazla celbetmez.
İşte çok kimseler Şemseddin Sivasi Hz’lerinin divanını bir okuyayım , müzakere edeyim demez , belki milyonlarca insan ismini bile duymuş değildir.O zaman hatırlatmak ve o güzel nasihatlerini hatırlatmak mecburiyetindeyiz.
Şiirinde yukarıda ne kadar veciz ifade etmiş , yönün mihraba , kıbleye dönmüş ama kalbin dünyalık peşinde bu rükudan , secdeden ne umarsın diyor.
“Yönün mihrâba lîkin kalb meyyâlin hevâsında
Ne umarsın bu hâletle rükûuyla sücûdundan “
Şiiri okuyunca merhum son devir alim ve mutasavvıflarından Mehmet Zahid Kotku Hz’lerinin “ yüzü kıbleye çevirmek kolay mühim olan gönlü Allah’a çevirmektir. “ sözü aklıma geldi.Evet aynı manada ama bir başka bir ifade , ulemanın , evliyanın esasında titiz bir inceleme yapılırsa söylemi aynıdır.Söylemleri istikamettir , Kur’an ve sünnetin yoludur.
“ Sakın tenhâ diye isyâna zinhâr eyleme cür’et
El ayak göz kulak hâzır hazer kıl bu şühûdundan “
Bu mısrada son derece veciz ,bu sözün kaynağı ne ? Bu sözün kaynağı Kur’an’dır , Nur suresi 24. Ayeti kerime’de Yüce rabbimiz “ O gün ( kıyamette ) dilleri , elleri ve ayakları ( dünyada ) yapmış olduklarına şahitlik edecektir. “ İşte değerli kardeşlerim yukarıda dedik hakiki ulema Kur’an ‘dan , Hadis’ten bahseder.
Sakın şöyle bir anlam çıkmasın tabi bunları okumak yeter mi tabiî ki yetmez , tabiî ki Kur’an’ı , sünneti kaynağından öğreneceğiz burada dikkat edilen şu , vaazında , nasihatinde , yazında , şiirinde olacak ama hep hakikati haykıracak ,işte bu hususun güzel bir örneğidir yukarıdaki şiir.

**********
Sivaslılardan bu yazıda bahis açıldığı için yine aynı aileden Abdülehad Nuri Sivasi Hz’leri de son derece önemlidir.Değerli dostlar herkesin malumudur tasavvuf tartışılmıştır , eleştirilmiştir buna da bazı tasavvufçu olduğunu iddia eden ama hurafe ve bid’at yolunu tutanlar sebebiyet vermiştir.Bazen bu tartışmalar çok yoğunlaşır işte bunlardan biri de Osmanlı zamanında 1600’lerde vuku bulan kadızadeliler akımıydı , nitekim kadızadelileri o dönem Abdülehad Nuri Sivasi Hz’lerinin yazdığı eserler frenlemiştir.Yani anlatmak istediğim şu gerçek ulema , gerçek veli , ilim dairesince cevap verdiğinde tartışma biter , mesele izah edilir , hakikiler ortada görünmezse şarlatanlar ortaya çıkar , onlar da karşılıklı bu tartışmaları körüklerler.
Abdülehad Nuri Sivasi Hz’leri denilince benim aklıma hep bestelenmiş ve merhum Nezih Uzel tarafından mükemmel bir şekilde icra edilen eseri gelir.
gönlümüz her an sendedir yâ rab
derdime dermân sendedir yâ rab

aşkı aradım bende bulmadım
muttali oldum sendedir yâ rab

râhat-ı cânım câna cânânım
sırr-ı pinhânım sendedir yâ rab

âşıkın kâmı vuslat encâmı
diller ârâmı sendedir yâ rab

aklı aradım bende bulmadım
şübhe kılmadım sendedir yâ rab

kalbi yitirdim arayı geldim
muttali oldum sendedir yâ rab

nûrî bî-çâre sînesi yâre
yâreye çâre sendedir yâ rab

nûrî bî-çâre oldu âvâre
derdime çâre sendedir yâ rab..
Bu eser internette bulunuyor Nezih Uzel yorumuyla mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim.
Şemseddin Sivasi Hz’leri’ne , Abdülehad Nuri Sivasi Hz’lerine , Nezih Uzel’e selam olsun.
Hayırlı ramazanlar efendim.10 Ramazan 1438

Mehmet Emin Başalp

Ramazan Yazıları 7 Ramazan 1438 ( Hacı Bayram-ı Veli – Eşrefoğlu Rumi )

  • IMG_8228

    Ramazan yazılarıma ara vermek zorunda kalmıştım , İnşaAllah devam ediyoruz.
    Askeri helikopterimizin kazası sonucu şehit olan askerlerimize ve ailelerine de sabırlar diliyorum.Bu mübarek günlerde rerçekten tarifi mümkün olmayan acılar yaşayan milletimize Allah bir daha acılar yaşatmasın.
    Bir diğer hususta malumunuz ilk yazımızda , TV’lerde ramazan boyunca bir takım kişilerin pervasız , ilgisiz , detay mevzuları konuşup milletimizin dikkatini çekmek yoluyla Ramazan-ı Şerif’in feyzinden , bereketinden insanları uzaklaştırmaya çalıştığına şahit olduğumuzu ifade etmiştik. İşte yine böyle tahsilli cahillerden biri çıkıp camide oyun oynayan çocuklar ile ifade ettiği asılsız ithamlar ve camiyi benzettiği çok çirkin mekanları hepimiz duyduk , gördük , takdirlerinize havale ediyorum.Fakat bunların iyi bir yönü var milletimizin basireti daha fazla artıyor şuuru daha fazla artıyor.
    Onun için bizim gerçek alimlerimizin ,ariflerimizin velilerimizin o güzel sözlerini diriltmemiz lazım Alvarlı Efe Hazretlerinin o güzel şiirinde ifade ettiği üzere biz kimseyi müslümanın canı , malı ve namusuna saldırılmadıkça , incitmeyecek bir dinin ve medeniyetin mensubuyuz. Açık aramak , tenkit etmek , baltalamak , haset , kin , nifak , düşmanlık , çekemezlik , kavuculuk , gıybet , yalan , hurafe bunlar müslümanın dünyasında olmamalı.

“Hakîr ol âlem-i zâhirde sen ma’nâda sultân ol
Karıncanın dahî hâlin gözet dehre Süleymân ol
Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme
Günahkâr olma Fahr-i Âlem-i zî-şânı incitme “

Anadolu’nun kandillerinden Hacı Bayram-ı Veli Hz’lerini de anmadan olmaz. Onu anmakla beraber Hacı Bayram-ı Veli Hz’lerinin hocası , Somuncu Baba olarak bilinen Hamidüddin Aksarayi’dir. Hacı Bayram-ı Veli Hz’lerinin bir öğrencisi ,Fatih Sultan Mehmet Han’ın hocası olarak bilinen büyük veli Akşemseddin Hz’leridir. Hacı Bayram-ı Veli Hz’lerinin damadı Eşrefoğlu Rumi’dir.Yine Bursalı Üftade Hz’leri Hacı Bayram-ı Veli Hz’lerinin yolundan yetişmiş oda İstanbul’un en meşhur velisi Aziz Mahmud Hüdai Hz’lerini yetiştirmiştir. Birbiriyle irtibatlı bu alim ve veli insanlar Anadolu’nun en sevilen hala bugün anılan mübarek insanlarıdır.Allah hepsinden razı olsun.
Bu velilerin bir özelliği de şudur , kendi gelirlerini şahsi el emekleri ile kazanma konusunda müthiş bir hassasiyet içerisindedirler.Birde Allah sevgisi ve korkusu ise şiirlerinde yer alarak bize bu samimi hallerini aksettirmişlerdir , gönüllere hitap etmişlerdir.
Bilmek istersen seni,
Cân içinde ara cânı.
Geç cânından bul ânı,
Sen seni bil, sen seni.

Kim bildi ef´âlini,
Ol bildi sıfâtını,
Anda gördü zâtını,
Sen seni bil, sen seni.

Görünen sıfâtındır,
O´nu gören zâtındır,
Gayri ne hâcetindir,
Sen seni bil, sen seni.

Kim ki hayrete vardı,
Nûra müstagrak oldu,
Tevhîd-i zâtı buldu,
Sen seni bil, sen seni.

Bayram özünü bildi,
Bileni anda buldu,
Bulan ol kendi oldu,
Sen seni bil, sen seni.

Hacı Bayram-ı Veli Hz’leri eser bırakmamıştır , insan yetiştirmeye çalışmıştır bazı alimler bu yolu tercih etmiştir esasında bu daha zorda bir yoldur. Bilinen eserlerinden nutuk denilen az sayıda şiiri vardır onlardan en meşhuru da yukarıdaki şiir olup şiir özetleyecek değiliz fakat burada kişinin kendi ahlaki eğitimi için çok önemli bir hususa dikkat çekiliyor , kendini bil , nefsini bil , vicdanını bil , inancını bil , kusurlarını bil başkasında bir kusur görsen bile bu senin kendi kusurundur nazarıyla bak , işte bu anlamları ifade eden güzel , ibretlik bir şiir. Toplumu ıslah edecek kişilerin önce kendini bilmesi de elzemdir ayrıca.

*******************************************

Hacı Bayram-ı Veli Hz’lerinin damadı , Müzekkin Nüfus adlı meşhur eserin müellifi Eşrefoğlu Rumi Hz’leri Anadolu’da tasavvuf denilince en başta gelen alim ve velilerdendir.
Müzekkin Nüfus adlı eserini mutlaka okumak gerekir , nefis terbiyesi üzerine ayzılmış ecdadımızın başucu kitaplarından olan klasik bir eserdir.Bu gün bu tarz eserler az okunuyorsa demek ki toplumun gündeminden nefis terbiyesi düşmüş demektir.Oysa nefis ile mücadele Hz.Peygamber S.A.V ‘inde buyuduğu gibi büyük cihattır.

Fakat burada şiirlerinden örnekler paylaşacağız , şiirleri ,ilahiler olarak bugün dahi dillere pelesenk olmuş , okurken , dinlenirken o samimiyeti o muhabbeti hissettiriyor.Testinin içerisinde ne varsa dışarıya o sızar demişler , Allah aşkı o kadar fazla ki o sızmış yoksa edebi eser olarak oluşturulmuş şiirler kesinlikle değildir.
“ Aşkın odu ciğerimi
Yaka geldi yaka gider
Garip başım bu sevdayı
Çeke geldi çeke gider” gibi
“ey allahım beni senden ayırma
beni senin cemalinden ayırma

seni sevmek benim dinim imanım
ilahi din-ü imandan ayırma” gibi şiirler en güzel en yakıcı şiirlerdir.Bu şiirler bu ilahiler hala gönle ferahlık veriyor.
Bir güzel şiiri ile yazımıza son verelim.
Eya gafil aç gözünü bir bak bu dünya haline
Hiç kimse geldi mi bunda düşmedi ecel eline

Niceleri Sultan edip tahta çıkardı bir zaman
Ahır yere vurdu anı irgürmedi visaline

Bu dünyayı benim sanup zinhar buna verme gönül
Nice senin gibilerin gülüp geçti sakalına

Bu fenaya aldanmagıl ol bekanın kaydı görgil
İşbu geçer dünya için girme halkın vebaline

Gör gör bunu fenasını çekme zinhar belasını
Tiz tiz nice noksan erer bir bak bunun kemaline

An şol günü yer devrile gökler çatlayıp yarıla
Mahluk bir yere derile İsrafil suru çalına

Atan anan kardaşların yad olup senden ayrıla
Şol ettiğin zulumlerin hep dadı senden alına

Şol dünyaya benim diyen atlar binip harir giyen
Kara toprak olup yatır kimse bilmez ki hali ne

Arif olan baktı gördü bunun mekr ü hilelerin
Bir parmağın da banmadı bunun ağulu balına

Buna gönül verenlerin ahır mağbunluktur işi
Akil olan aldanmadı bunun yalnış hayaline

Eşrefoğlu Rumi sen de ahir toprak olısarsın
Toprak olmadan toprak ol aldanma anın aline

Seni yavuz sananlara sen hayır dualar eyle
Kim kime ne sanır ise ahır geliser yoluna

Somuncu Baba Hz’lerine , Hacı Bayram-ı Veli Hz’lerine , Eşrefoğlu Rumi Hz’lerine , Akşemseddin Hz’lerine ’e , Fatih Sultan Mehmet Han’a , Üftade Hz’lerine , Aziz Mahmud Hüdai Hz’lerine selam olsun. 7 Ramazan 1438

Mehmet Emin Başalp