Baro Seçim Sistemleri Üzerine Bir Düşünce

Aşağıda yazdıklarımın ideal bir sistem olup olmadığı konusunda zihnimde yerleşmiş düşünceler yok.Öne sürdüğüm sistemi de savunmuyorum.Böyle bir sistem olsa ne olabilirdi acaba diye sadece düşündüm ve yazıya döktüm , acaba ne olurdu bir düşünelim.

İsviçre Sistemi Uygulanabilir mi ?

Anayasa Hukuku derslerinde İsviçre’de meclis hükümeti sistemi uygulandığı söylenir. Türkiye’de de ilk meclisten cumhuriyetin ilanına kadar uygulanmış olduğu söylenir lakin teknik manada İsviçre’de ki sisteme benzememektedir.Detayları uzun olur Osmanlı Devleti ve padişahın görevde olduğu bir dönemde şartlara özgü bir parlamenter sistemdir esasında.

İsviçre’de nasıl bir sistem var.Hükümet nasıl oluşuyor.Federal hükümet 7 üyeden oluşuyor ve bu üyeler devlet başkanlığı ve hükümet yetkisini kullanıyor.Temsili görevler için 7 kişiden 1 kişi , 1 yıllığına konfederasyon başkanı olarak seçiliyor.Bu 7 kişi İsviçre Federal Meclisi tarafından seçiliyor. İsviçre burada bir gelenek olarak genelde aynı partiler aynı oranlarda yıllardır oy aldıkları için sihirli formül denilen bir dağılım oluyor partiler arasında.Bu üyeler ayrıca bakanlık görevlerini de yürütüyorlar ve kendi aralarında bir dağılım yapıyorlar.Kararlar oy birliği ile alınıyor.Bu sistem hiçbir partiye istediğini yaptırmıyor ama birbirlerinin istemediği şeyleri de yaptırmıyor. Bir ülke bu şekilde idare edilirken rutin faaliyetleri olan bir baro haydi haydi idare edilir.

Burada şu soru ortaya çıkabilir , değişken oy oranları olan bir ülkede bu sistem nasıl uygulanabilir bu üyeler nasıl seçilebilir diye ? Kamuoyunda da RTÜK seçim usulü diye bilinen bir usul vardır , parti gruplarına düşen kontenjandan mecliste genel bir oylama yapılır ve o adaylardan biri seçilir. Kontejanın iki katı aday gösterir gruplar böyle bir detay vardır.Bir ülke için bu düşünülebilir ama barolar için bu şekilde zor bir usule gerek yoktur , listeler yarışıp kendilerine düşen üye sayısında temsil edilebilirler.

Barolarda İsviçre Sistemi uygulanabilir mi ? Kanaatimce uygulanabilir bilhassa İsviçre sistemi yönetim kurulu için uygundur.

Örnekler Üzerinden gitmek gerekir.

1000 üyesi olan bir baro

Üç tane de liste yarıştığını düşünelim.Bu sistemde listeler ile yarışmak gerekiyor ve nispi temsil olmalı.

Kırmızı Liste  500 oy   5 üye

Beyaz liste  300 oy     3 üye

Mavi liste  200 oy       2 üye

Alıyor.

10 kişilik bir yönetim  kurulunda 5 , 3 ve 2 üye ile temsil demektir. Bunun liste ilk sıralamasından seçimi usulü ile kolay versiyonu , liste içinden adayları ayrıca tercih sistemi ile seçimi gibi daha zor bir versiyonu da olabilir.Bu hem artık oranlı sistemle hem de d’hont sistemiyle aynı sayıyı verir.

Bu sistemin farklılığı çeşitli sayılarda temsil değil , kararların oy birliği ile veya yüksek oranda çoğunlukla alınabileceğidir. İçlerinden biri de baro başkanı olarak seçilir.Nasıl bir oranla seçilebileceği değerlendirilebilir.

Baro yönetim kurulu kararlarını  oy birliği ile alırlar.Bir baroda oy birliği ile alınamayacak bir karar olamaz kanaatimce. Fakat bu esnekliği olmayan bir usul denirse 10’a 8 gibi bir oran da olur.

Burada bağımsız adaylık veya listelere girmeyen adaylar nasıl seçilir gibi bir durum var. Bağımsız adayda gerekli oyu alırsa seçilir.Burada aldıkları oran itibariyle sayıyı etkileyebilirler.

Başka bir örnekten gidelim.

1000 üyeli baro

A şahsı bağımsız 300 oy   seçildi.

Kırmızı liste 275 oy           4 üye

Beyaz liste 215 oy            3 üye

Mali liste 105 oy               1 üye

B şahsı 75 oy                    seçildi.

Yeşil liste 30 oy

Artık orana dayalı üye başına oy sistemi uygulansa bağımsız adaylar yönünden alınan oylar karışıklığa sebebiyet vereceğinden d’hont sistemi ideal görülüyor.Seçim kendi dengesini sağlar yani bağımsız  yönetim kuruluna aday olan tek bir kişi 900 oy , seçime giren diğer tek listede 100 oy alıp 1 +9 kişinin seçilebileceği teorik olarak mümkünse de olma ihtimali pek yoktur.

Disiplin Kurulu

Öncelikle temsil imkanının artması için disiplin kurulu üye sayısı artırılmalıdır.Bu sayı 11 olabilir.

Yine liste veya bağımsız adayların yönetim kuruluna seçildiği gibi seçilebilir.

Karar oy oranı 11’e 8 veya 7 olabilir.

Denetleme Kurulu

Üye sayısı artırılır 7 veya 9 üye olabilir ,  listelerden veya bağımsız adaylardan seçilir.

Bir ayrı alternatif olarak disiplin kurulu ve denetleme kuruluna baro yönetim kurullarınca belirlenen karar alma usullerince ek üye de görevlendirilebilir.

Barolar Birliği Delegesi

Barolar Birliği delege sayısı baroların avukat sayısı farklı olduğundan çeşitli sayılardan oluşmaktadır.

Öncelikle bu sayının nasıl belirleneceği bir tartışma konusudur.Sayı azaltılmalı mıdır , artırılmalı mıdır?

Baro yönetim kurullarının oy birliği ile karar aldığı bir sistemde barolar birliğinin delege sayısının  artması ve azalmasının  önemi  çok fazla değildir.Çünkü Barolar Birliği de oy birliği ile karar alacaktır. Fakat yinede yarışan listeler açısından değerlendirileceği için avukat sayısı fazla olan barolardan sayıca daha fazla delege talep edeceği açıktır.

Benim kanaatim barolar birliği içinde bir liste oylaması yapılacağı için delege sayısının şuan 504 olduğu düşünülürse bu sayı büyük barolar yönünden dengeyi bozmayacak bir oranda artırılabilir. İllerin temsil hakları daha fazla sabit sayıda delege tarafından temsil edilebilir.

Bazı Örnek ve İhtimaller

Bu öneriden sonra tabii bu kuralla yapılan bir seçimde dengeler mutlaka değişir ama İstanbul Barosu seçiminin son sonuçlarına göre ne olabilirdi ? bir bakalım.

Durakoğlu listesi 8077   4 üye

Kılıç listesi 6856              3 üye

Ahi listesi 2488               1 üye

Canbolat listesi 2407     1 üye

Bağımsız ilkiz 2238         seçildi

Keskin listesi 1645

Yılmaz listesi 1203

Yaltı listesi 965

Karatün listesi 399

Bağımsız Koç 16 oy

 

Yukarıda da dediğim gibi bu sistemin özelliği baroyu oy birliği ile yönetmek.Fakat listeler yarışması daha çetin bir durum alacağından seçim dengeleri daha fazla seçim taktiklerine ve çekişmelere dönebilir bu gibi durumlarında avantaj ve dezavantajları düşünülebilir.14.05.2020

 

Mehmet Emin Başalp

 

CUMA VE BAYRAM NAMAZI

Cuma ve bayram namazlarının cemaatle tedbirli şekilde kılınmasına dair çağrılar var , videolar var , görseller var.Bu çağrılar çok kibar video çekersem rahmetli Timurtaş Uçar gibi çekerim filan demiştim ama şimdi kendim adına karikatürize olmaması adına yazılı şekilde bu konuyu gündeme getireyim dedim. Üslübum da biraz dik olacak onun için.Sesimiz biraz gür çıksın.

Hiçbir şahsa ve kuruma seslenmiyorum sadece genel manada insanlara konuşuyorum bu yazıda.

Aids hastalığı çıktı siz fuhşun yasaklandığını , genelevlerin kapatıldığını gördünüz mü ? Bunların sözde cinsel özgürlüğüne neredeyse en ufak eleştiriyi bile zamanında nasıl bir hadsizlikle cevaplandırdıklarını biz bilmiyor muyuz ? Çünkü bu kitleye ahlaki bir tedbir öne sürsen dünyayı ayağa kaldırırlar.Bugünde oteller açık , bir takım otellerde ise sadece fuhuş yapıldığını cümle alem biliyor hal böyleyken Korona Virüs tedbirlerinde bu fuhuş sektörü yine durmuyor. Bunu vatandaşımız gözüyle görmüyor mu ?

Virüs nedeniyle tedbirli şekilde , fabrikalarda üretim devam ediyor işçiler çalışıyor , çarşı da , pazarda alışveriş devam ediyor.Otobüs , metro , dolmuş çalışıyor. Buralarda tedbirli şekilde durulduğunda virüs bulaşmıyor herhalde.Bunu da az  kıyas kabiliyeti olan bir vatandaş görüyordur herhalde.

Okullar gibi haftada her gün saatlerce ders olan yerler açılsın demem , cemaatle beş vakit namaz kılınsın demem , haftada bir kere kısa bir şekilde Cuma namazı ve bayramda da bayram namazı mümkünse dışarıda her türlü tedbir alınarak kılınabilir diyorum sadece. Müslümanları , dindarları  genelde algısı düşük , bağnaz , yobaz , neredeyse insani özellikleri olmayan insanlar olarak tanımlayan bir karikatür , sinema , dizi ve basın sektörü vardır , şimdi de  bu sefer dindar insanlarda aman Cuma namazı olursa şu olur bu olur yahu biz onların tarif ettiği gibi ilkel insanlar mıyız ? Camiye Cuma için gideceğiz evvela bir kucaklaşacağız , sonra yarım saat vaaz dinleyeceğiz , aman safları sıklaştıralım diyip sıklaştıracağız hatta sırta secde edeceğiz , yarım saat hutbe dinleyeceğiz , çıkışta musafahalaşacağız. Evet çünkü biz beysinsiz , ilkel hatta şempanzeden geri bir tür primatız.

Tedbirle Cuma namazı kılmayı bilemez miyiz ? Bu organizasyonu yapamaz mıyız ? Pekala yapılır.Müslümanlar bu kadar şuursuz mu ? 83 milyonluk ülkede herkes kurallara uyuyor , küçücük istisnaları genele şamil etmek nedir.Bazen bağırırız Müslümanlar sapık mı da bize böyle itham yapıyorsunuz , genelliyorsunuz diye  yok demek ki genellemek adet , birkaç şuursuz kurala uymayacak diyei milyonlar ibadetini yerine getiremiyor.

Bugünde mübarek Cuma bir on beş gün sonra da bayram var.Cuma namazı yerine hadi öğle namazı kılınıyor bayram da herhalde işrak namazı  kılacağız ? İşrakın ne olduğunu kaç kişiye anlatabileceğiz ? Yahu bayram demek bayram namazıdır , namazsız niyazsız başlanan bir bayramı şahsen benim hafsalam almıyor.

Gelin tedbirli şekilde Cuma namazını ve bayram namazını kılama çalışmalarına , planlamalarına başlayalım. Cumanız hayr olsun.08.05.2020

 

Mehmet Emin Başalp