TV , SİNEMA , MODA , MAGAZİN , YEME -İÇME

IMG_0152 IMG_0146

TV, SİNEMA ,MÜZİK ,MAGAZİN , SPOR , MODA , SANAT , YEME – İÇME , EĞLENCE
Yazılara ilişkin çok sıkıcı ve uzun yazılar olduğu yönünde eleştiriler alıyorum. Yani sadece tarihi , siyasi , dini, edebi konularda değil yukarda belirttiğim konularda da hayli bilgi sahibi olduğum söylenebilir gazetelerde güncel siyasi yazıları okuyorsak bu Onur Baştürk okumadığımız anlamına da gelmez.
Ben çocukluğumdan beri iyi bir tv izleyicisiyim bir buçuk yıldır tv’den uzağım.Fakat biz Televole’den , Pazar Keyfi’ne kadar programların takipçisi olduğumuz kadar Acun Ilıcalı’nın gelişimini bile bizzat gözlemlemiş bir insanız. Hep magazin programları mı izledik tabi ki hayır Trt’de Nuray Yılmaz’ın sunduğu “ Gezelim Görelim “ programının da iyi bir takipçisiydim.
Ali Kırca’lı , Reha Muhtar’lı açık oturumlar , bilumum popçuların tv şovları ve bence keşke hala devam etseydi diyebileceğim bir klasik “ İbo Şov “ klasik olmuş bütün tv dizileri yanında bazen kişilerin bile zorla hatırladığı üç – beş bölümlük tv dizilerine kadar Türk dizi bilgimiz hayli geniştir. Hele kardeşlerimle bir figüranın bile daha önce nerede oynadığına ilişkin yaptığımız araştırmalar oldukça eğlencelidir. Biz , Engin Altan Düzyatan’ı Diriliş ile tanımadık taa “Koçum Benim “ den biliriz. Geçen sezon içerde dizisinde “Alyanak “ karakterini oynayan Yıldıray Şahinler’i “Gülşen Abi “ dizisinden tanırız. Yazıyı yazarken Gülşen Abi ne zaman yayınlanmış diye baktım 1994 , hafızam maalesef bu tür bilgileri niye silmiyorsa tonlarcası ile dolu.
Velhasıl Tv kültürüm bu kadar iyiyken bir mevzuya daha değinerek konuyu kapatayım Hugo ve Tolga Abi’ye küfür eden çocuk hadisesi gerçek mi ? efsane mi ? .Şimdi bizde iyi bir Hugocu olarak bu yarışmayı izledik , çevirmeli telefonumuz olduğu için bu yarışmayı arayamamanın derin travmasını çocuklukta yaşadık ama ben bu olayı tv’de izlemedim.Fakat buna ilişkin sanki bir video izlemiş olduğumu sanıyorum.Bir çok insanda bu olayın yaşandığını iddia ettiği gibi , bu tür bir video izlediğini de düşünenler var sanırım beynimiz bize bir oyun oynuyor.
Bu nostaljileri de zaman zaman yapacağım ama yazıyı komple tv nostaljisine ayıramam . Efendim tv dizilerine ilişkin bir değerlendirme yaparsam “ Çocuklar Duymasın “ dizisi tekrar yayın hayatına dönmüş , aslında bir tür benzerlikte bulunan Kaynanalar dizisi de böyleydi , yıllarca ara verilip verilip yeniden çekilmişti. Bu dizinin tarihine gideyim ilk Tgrt’de çıkmıştı ve izlemiştim karakterler tam olarak bu şekilde değildi , sanırım 8-10 bölüm sonra başka bir kanala transfer oldu , karakterler daha abartılı oynama başladı ki bu noktada Haluk karakteri abartılı oyunculuğun televizyon tarihimizde ki örneklerindendir. Yeniden yıllarca izlenir mi , sanmıyorum bir sezon kadar eğer rakip diziler arasında reytinglerde iyi sonuçlar bulabilirse devam edebilir. Aslında Birol Güven orijinal işler yapan birisidir , yeni hikayeler bulsa daha iyi olur diye düşünüyorum gerçekten Ayrılsak da Beraberiz ‘in ilk sezonları , En Son Babalar Duyar’ın ilk sezonları falan çok güzel , orijinal dizilerdir.O kalitede yeni hikayeler bulabilir aslında.

Yeni sezon için merakla beklediğim dizi ise Kadir İnanır’ın , Ali Ekber Cevahir adlı bir dizide kabadayıyı oynayacak olması , Kadir İnanır bu tarzda başarılıdır ve Türk sinemasında da Tatar Ramazan gibi kült filmlere imza atmıştır. İşin aslı çok da beklenti içine giremiyorum ama senaryo derinliği vardır umarım , klişelere boğulmuş , abartılı erkek oyunculuğu ve donuk kadın oyunculuğunun olmadığı bir dizi olsun.

Sinema’da da tabi beklediğim film bu sezon için Yavuz Turgul – Şener Şen ikilisinin yeni filmi olacak , bakalım nasıl olacak zayıf kalmamasını umuyorum. Birde çekimleri başlayan Kenan İmirzalıoğlu’nun başrolü oynadığı Cingöz Recai , aslında iyi bir senaryoyla devamı çok sayıda çekilebilecek bir Türk sinema klasiği olabilecek kapasiteye sahip hikayedir ancak iyi senaryo yazılmadığından son yıllarda bütün filmler bence gelişen tekniğe ve oyunculuğa rağmen kötü oluyor. İyi senaryo olmadan iyi film olmaz. Tabi kitlesi için çekilen Burak Özçivit ve Murat Boz’lu Kardeşim Benim 2 ‘de var : ) İnsanın endüstriyel sinemaya tepkiselliğini ölçüyorlar herhalde.
Müzik piyasasında neler oluyor pek takip edemiyorum ama genel bir kalite düşüklüğü vakıa son zamanlarda Aleyna Tilki oldukça popülermiş , kendisini hiç dinlemedim basına yansıyan haberlerden biliyorum.Eski 90 ‘lar pop şarkılarını dinlemenizi tavsiye ederim.
Spor konusu uzun bir yazı olur değinmeyelim. Futbol dünyası iyice karışık futbol dışında her gündem var.

 
Gelelim modaya nereden çıktıysa yine bu çizgili erkek pantolon modası yeniden dönmüş bu sefer hem dar paça , hem kısa paça kombiniyle , sanırım bir zamanlarda yine modaydı diye hatırlıyorum umarım giymek zorunda kalmayız. Kış modasını erkek trendleri takip edeceğim.
Yeme – içme , eğlence tabi burada yapacağım yorumların Konya Magazin seviyesinde olmamasını istiyorum , şurada çay için burada nargile fokurdatın gibi. Konya’da bu sektörler iyi gelişti neredeyse her tarza hitap eden bir cafe sektörü var muhafazakar yapının şekillendirdiği konseptlerde var mesela sadece erkeklerin oturduğu kısımların bulunduğu cafeler gibi ama restoran gelişimi aynı düzeyde değil , hele Konya merkezde bazen yemek yenilebilecek mekan bulma zorluğu çekiliyor.Diğer yerlerde ise genellikle ete dayalı bir konsept , dahası burada kastım şu Konya’ya has etliekmek , fırın kebabı falan bulunsun anında adana vb, İskender gibi yemekler yanında ama kaliteli ve lezzetli sulu yemek çeşitleri olan lokanta yok denecek kadar az. Bu alanda bence yeni işletmelere , girişimlere ihtiyaç var.
Eğlence sektörü Allah’tan Konya’da rezil eğlence kültüründen değil , sosyal aktivite boyutunda. Çeşitlendirilmesi lazım , binicilikten , atıcılığa vb bu konuda yeni konseptli çalışmalar yapılmalı , Konya bitki örtüsü bozkır , bozkıra has aktiviteler düşünülse iyi olabilir diye düşünüyorum , İnsanlar illa orman tarzı bir tabiatla buluşturulmamalı , bozkırda yaşam , at biniciliği , bozkır tabiat şartlarında macera vb gibi bence çok çeşitli aktiviteler için zihnimizi yormalıyız. 31.08.2017
Mehmet Emin Başalp

MESCİD-İ AKSA GÜNDEMDEN DÜŞMESİN

IMG_0075 MESCİD-İ AKSA
Mescid-i Aksa , Kudüs ve Filistin toprakları yıllardır siyonist israil işgali altında , zaman zaman provakatif saldırılarda bulunulmasına rağmen mescid çok şükür Müslümanların idaresinde bulunuyor.
Geçmişte mescid kasten yakıldı , altında güya arkeolojik kazı bahanesiyle adeta çökmesi için kazılar yapılıyor , giriş çıkışlar kontrol altında vesaire bütün bunlar bize şu hakikati unutturmasın israil Mescid-i Aksa’yı tahrif edilmiş yahudiliğin bir mabedine dönüştürmek istiyor.
Ayasofya ile ilgili bir yazı yazdığımda Halilürrahman Camii’nin İslam dünyasında pek tanınmadığını bu caminin bir kısmının da yahudi sinangonuna çevrildiğini , Hz.İbrahim peygamberin mezarı yanında yahudi ayinlerinin yapıldığını yazmıştım.Sağolsun Diyanet İşleri başkanımız bu hususa dikkat çekti , Mescid-i Aksa’nın mescid özelliğine kesinlikle halel gelmemesi lazım. Mescidde yahudi ibadeti yapılmaya kalkışılırsa telafisi olmaz , olurda çok zor olur.
Geçtiğimiz Cuma günü hutbelerde konu Mescid-i Aksa idi , orada daha önce hiç duymadığım bir Hadis-i Şerif dikkatimi çekti. Eğer bu mescide gidemezseniz kandillerine zeytinyağı gönderin şeklinde . Bu Hadis-i şerif’e değineceğim.
Dünya üzerinde bir buçuk milyardan fazla Müslüman var , İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi 50 ‘den fazla üye ülke var fakat Filistin’in bağımsızlığı sağlanamıyor. Doğu Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya İsrail saldırıları engellenemiyor.
Çare ne ? Çözüm ne ?
Çarede , çözümde , Müslümanların ve devletlerinin gerçek bağımsızlığa kavuşup , emperyal ülkelerin boyunduruğundan çıkması. Bu bir anda olur mu , belki olmayabilir ama insanların zihninde yeni fikirler , yeni umutlar , yeni çözümler üretmek , teklif etmek ve seslendirmek lazım ki bir gün bu Allah’ın yardımıyla gerçekleşsin.
Tabiî ki bu sorunun çözümünde dini , siyasi , sosyal , ekonomik hazırlık süreçlerinden sonra en nihayetinde askeri seçeneğin bir gün gerçekleşebileceğini bilmek ve hazırlanmak lazım gelmektedir.
( Ekonomik ) Yukarıdaki Hadis-i Şerif’i niye paylaşmıştım , Mescid-i Aksa’yı fiziken de yalnız bırakmamak lazım geldiğini anlıyorum. O zaman ülke kamuoylarını zorlamak üzere Mescid-i Aksa ve Filistin’e yardım mekanizmalarını geliştirmek ve gündemde tutmak lazım.
Mescid-i Aksa’yı idare eden Aksa Vakfı , İslam ülkelerinde her türlü kolaylığa sahip tanınır akredite bir kurum haline gelmelidir.İnsanlar Aksa vakfına bağışlar yapabilmeli ve bu paranın ulaşması sağlanmalıdır.Bir sonraki aşama İslam ülkelerinin devlet bütçelerinden bir kısmı Filistin için ayrılmalıdır.
( Sosyal ) Mescid-i Aksa sosyal alanda yer etmelidir.Bu hususta o ülke sosyolojisi göz önünde kesinlikle bulundurulmalıdır.
Filistinli Zehra’nın Gözleri adlı bir film misal olarak detayına girmeyeceğim fakat o filmde verilen mesajlar bizim ülkemizin ne sosyolojisine ne kültürüne ne de dini anlayışına uygundur.
Türkiye’de Osmanlı vurgusu üzerinden bir anlayış daha yerinde olacaktır.Nitekim Osmanlı vurgusunun israili rahatsız ettiği görülüyor.
Mescid-i Aksa ziyaretleri İslam ülkelerinde artırılmalı ve teşvik edilmelidir.Gençlik organizasyonları artırılmalı , farkındalık projeleri gerçekleştirilmelidir. Hala okullarda görüyorum İngilizceyi geliştirmek için öğrenciler o ülkelerde mektup arkadaşı bulmaya teşvik edilirken Filistinlilere mektup yazmak zor olmasa gerek.
Mescid-i Aksa konusu genel ve toplumsal nitelik kazanmalı ve marjinal gruplara has bir tepkisellik boyutunda bırakılmamalıdır.Filistin meselesi asla Arapların meselesi değildir bu husus özellikle vurgulanmalıdır.
( Dini ) Dini çalışmalar neler olabilir , tabiî ki dua edeceğiz fakat dini çalışmalar dua ile beraber bilinçlendirme çalışmaları , koordine çalışmaları , öncü çalışmalar olarak yer almalıdır. Dini motivasyon Filistin bağlamında en önemli husustur canlı tutulması gerekmektedir.
( Siyasi ) Ülkelerin siyasi tepkileri belki cılız görülebilir fakat küçümsenmemelidir. Zira İslam ülkelerinin durumunu biliyorsak bu sürecin değişeceği zamana kadar israile karşı her türlü cılız tepkiyi de , gelişmeyi de önemsemek durumundayız. israil çoğu zaman geri adım atmıyorsa da daha hızlı adım atması belki bazı gelişmelerle yavaşlamaktadır.
Müslümanlar arasında işbirliğinin artması her zaman israili endişelendiren bir gelişmedir. O zaman Müslümanlar arasındaki gerilimleri azaltmak , her türlü etnik ve mezhep çatışmalarından uzak durmak , iç çatışmaları sonlandırmak zorundayız. Ülke kamuoyları bu noktada bilinçlenmelidir.
( Askeri ) Filistin sorunu nihai olarak çözüme kavuşturacak hamle askeri hamledir. Müslümanlar eğer birlik olsa bu amaçta birleşmiş olsalar , Filistin’e komşu ülkelerde kurulacak askeri üslerle , Müslüman ülkelerden tedarik edilecek asker ve malzeme ile ciddi miktarda askeri yığınak yapılması bile israili caydırmaya yetecektir.Çünkü korkuya dayalı psikolojileri güç karşısında dirençlerini azaltacaktır.Çünkü dinleri uğruna savaşmayı göze alacak kadar cesaretli değillerdir.Çok küçük grupların ancak direnebileceği gerisinin kaçma temayülü göstereceğini düşünüyorum. Ürdün , Suriye , Lübnan , Mısır , Suudi Arabistan ve Irak bu minvalde kilit ülkelerdir bu ülkelerin şimdi neden bu halde olduklarını da iyi düşünmek lazım.
Fakat bir husus daha var hristiyanlar , hristiyanların Kudüs algısı daha farklıdır , haçlı seferleri diye bir vakıa vardır , bugün israilin en büyük destekçisi hem devlet olarak hem siyasi olarak hem kamuoyu olarak bu ülke ve halklardır. Bu husus asla ihmale gelmez , askeri gelişmeler karşısında bu ülkelerde her türlü askeri karşılıktan vazgeçmedikleri gibi çatışmayı da göze alırlar.Mücadelenin bu ülkelerle olacağını unutmamak gerekir.
Bu hususta ise kilit ülkeler vardır ve Türkiye hristiyan dünyasının komşusu olarak hem kuzey hem Avrupa yönünden sınır ülkesidir , en kilit ülkesidir , Türkiye sağlam olmazsa Filistin savunulamaz.Haçlı seferlerinde olduğu gibi. Diğer kilit ülkeler ise deniz yolu dolayısıyla Kıbrıs , Mısır , Suriye , Yemen , Somali gibi ülkeler olabilir.
Tabi tepkilerini tam olarak tahmin etmemekle birlikte Çin , Hindistan , Japonya gibi ülkelerin tavrının ne olacağı hususu da şüphelidir. Bu hususta da Afganistan , Pakistan , Endonezya , Malezya gibi ülkeler kilit rol üstlenebilirler duruma göre.
Velhasıl fikirler analizler çok olabilir ama komuoyunu diri tutmak gerekiyor.Allah ol derse her şey oluverir.Buna inancımızın tam olması gerekiyor.İnanç olduktan sonra Mescid-i Aksa’nın zalim siyonist israil zulmünden kurutulması da mümkündür.Benim şahsi kanaatimde kurtuluşunun yaklaştığı şeklindedir. Allah Filistinlilerin ve bu Filistin meselesini dert edinenlerin yardımcısı olsun , müslümanlara birlik beraberlik , feraset versin.28.07.2017

Mehmet Emin Başalp

15 Temmuz Akşamı ( 1 Yıl Öncesi )

IMG_930315 TEMMUZ AKŞAMI ( 1 YIL ÖNCESİ )

15 Temmuz akşamı Konya’da hayli sıcak bir hava vardı.Akşam babamlara oturmaya gitmiştik ve evde sıcaktan bunaldık falan denilince haydi Meram tarafına gezmeye gidelim denilmişti.Meram’da bir çay bahçesinde oturuyorduk , hayli de kalabalık olduğu için servis çok geç gelmişti , beklemekten sıkılmıştık , bu arada beklerken telefonun interneti ile çok oynadığımdan şarjım bitmişti.

Daha sonra tuvalete gitmek için kalktığımda giderken televizyonda NTV’de alt yazılar geçiyor , başbakan Binali Yıldırım’ım açıklama yaptığı görülüyordu.Herhalde bir terör eylemi oldu diye düşünmüştüm şöyle biraz tv’ye baktım İstanbul’da bir askeri kalkışma olduğunu falan anladım fakat yine de bir darbe girişimi olacağı aklıma gelmiyor , bir askeri kışlada eylem yapıldığını zannediyordum.Hemen masaya geldim haberlerde askeri kalkışma falan diye haberler var eve gidelim neymiş ne değilmiş bir haberlere bakalım dedim , biraz daha oturduktan sonra kalktık çünkü insanlar hınca hınç cafe’de oturuyorlar ve herhangi bir anormallik hissedilmiyordu. Daha sonra kalktık ben Meram tarafından Yazır tarafına geçtim fakat yollarda da ne bir hareketlilik ne de bir anormallik vardı.

Eve gelince telefonu şarja taktım ve telefonun açılması ile Whatsaap’tan yoğun mesajlar geliyordu.Mesaj içerikleri ülkede Fetö terör örgütünün bir askeri kalkışma başlattığı , Konya’da askeri bir hareketlilik olduğundan tut bir çok çelişkili mesajlar geliyor herkes bir fikir yürütüyordu. Televizyonum olmadığı için Twitter’a bakıyordum orada da Trt’de bir darbe bildirisi okunduğu tweetleri vardı.Trt -1 kanalını bilgisayardan açtım ve herkesin hatırlayacağı o kan donduran görüntüyü gördüm , evet darbe bildirisi okunuyordu. Eşim ağlamaya başlamıştı. Kendi kendime bir daha böyle şeyler görmeyiz zannediyordum neler göreceğiz Ya rabbi diye dualar ediyorduk. Akabinde Sayın Cumhurbaşkanımızın halkı darbeye karşı koymak için meydanlara ve havaalanlarına daveti gerçekleşti.

Normalde çok tedbirci bir kişiliğim vardır ve maceracılıktan uzak dururum.Fakat geçen gün twitter’da bir tweet gördüm “ Allah o gün içimizden korkuyu almıştı “ şeklinde o misal hiç tereddüt etmeden eşimle beraber evimize yakın olduğu için havaalanına gitmeye karar verdik ve abdestimizi alıp çıktık. Esasında ancak işgalci güçlerin yapabileceği bir alçaklık ve vahşet olabilecek gelişmeler yaşanıyor , darbecilere karşı direnen vatandaşlarımız şehit ediliyor , şehirlerimiz bombalanıyormuş fakat daha haberimiz yoktu.

Evden çıkıp otogar önünden havaalanına doğru gitmeye başladık , bazı banka atmleri önünde kuyruk olduğunu görmüştük.Havaalanı istikametine gittiğimizde çimento fabrikası yakınlarında trafiğin tıkandığını bazı kişilerin araçtan inerek yürüdüğünü gördük.Araçla yavaş yavaş devam ederken sağ tarafa tali bir yola denk gelince , trafik sıkışık buradan dönüp merkeze gidelim dedim.Ara sokaklardan dolaşarak Şems mahallesinde ki babamların evine geldik.Yolda gelirken salalar da okunmaya başlamış , oldukça duygu yüklü , karmaşık duygular içindeydik. Evin önüne geldiğimizde dedem kapıdan çıkmaya çalışıyordu. Erkenden yattıkları için hiçbir şeyden haberleri olmamış , okunan salaları sabah ezanı okunuyor zannetmişler fakat saati görünce şaşırmış dışarıya çıkıp ne olduğunu anlamaya çalışıyormuş , biz hemen askeriye darbe yaptı , cumhurbaşkanı halk sokağa çıksın dedi ondan geldik dedik. Dedem , babaanem de birden tüh vah ederek televizyonu açtılar ve artık olayları takip ediyorlardı.

Babamlar daha önceden meydana gitmişler fakat yoğunluktan telefon çekmediği için ulaşamadık bende meydana gidip kalabalığa karıştım ilk saatlerde çok fazla dolu olmayan meydan gitgide yoğunlaşıyordu. Meydandaki görünüm darbe girişiminin asla başarılı olamayacağına delildi çünkü insanlar sonuna kadar direnmeye niyetlenmişti.Nitekim sabah saatlerinde artık darbe girişimin başarısız olduğu açığa çıkmış , herkes rahat bir nefes almıştı , bu duygular içinde sabah namazı için Konya’mızın meşhur Kapu Camii’ne doğru yöneldik.Gerçekten kıldığım ilginç namazlardan biriydi çünkü çok değişik bir halet-i ruhiye içerisinde namazımızı eda etmiş , dualar ve şükürlerde bulunmuştuk.Orada da tanıdığımız bazı dostları görüyor , kucaklaşıyor , dualar ediyorduk.

O gün , gecede uyumamamıza rağmen hiç uyuyamadık çünkü kafamızı sakinleştiremiyorduk , duygularımızı bastıramıyor , darbecilere kin kusuyorduk , sabah şehitlerimizin de olduğunu öğrendiğimizde kahroluyorduk.

Evet ülkemiz bu alçak ve hanin fetö örgütünün darbe girişiminden Allah’ın yardımı milletimizin dirayetiyle kurtulmuştur. O günden bu güne bütün gelişmeler kamuoyunca biliniyor tekrar edecek değilim.Ülkemiz çok ciddi bir badire atlatmış adeta bir işgal girişimini geri püskürtmüştür.

15 Temmuz bir çok şeyi de ortaya çıkarmıştır. Bunlardan birincisi ülkemize karşı emperyal güçlerin düşmanlıklarından asla vazgeçmediği bu uğurda dini cemaat görünümünde dahi örgütler dizayn ettikleri ve her an tetikte olmamız gerektiği gerçekliğidir.

Bir diğer husus kendi vatandaşlarımız içerisinde çok sayıda vatan haininin çıkmış olması da hayli üzücü olmakla beraber yine aynı şekilde tetikte olmamız ve bu hususta her tülü eğitici ve milli bilinci artırıcı çalışmalar ile mücadele etmemiz gerektiğidir.

İnsanların sorgular olması ve ülkemize karşı oyunlar hususunda daha fazla bilinç kazanmasıda önemli bir kazanım olmuştur.

Ulubatlı Hasanlar , Seyit Onbaşılar tarihte mi var acaba derken Ömer Halis Demir gibi yiğitlerin kahramanlığı ve şehadeti , milletin tekvücut olmuş direnişi bize bu milletin hala büyük bir ruh taşıdığını göstermiştir.Milletimizin darbe kalkışmasına karşı birlik ve beraberlik içerisinde karşı koyması , emperyal güçleri ümitsizliğe sevk etmiştir diye de düşünüyorum.

Darbe kalkışması sırasında sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği halkı darbeye karşı durmaya sevk etmede önemli bir ölçüt olmuştur.Ülkenin güçlü bir liderliğe ihtiyaç duyduğu gereksinimi anlaşılmış nitekim cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş yapılmak suretiyle de bu eksiklik darbe girişimin birinci yılı dolmadan gerçekleşmiştir.

Fetö terör örgütünün ne denli karanlık bir örgüt olduğu , hala ülkemiz aleyhine her türlü girişimin içerisinde yer almaya devam etmeleri bu örgütün ihanette sınır tanımadığını bize göstermiştir.Bu örgüt ile mücadele hız kesmeksizin devam etmektedir.

Söylenecek çok söz vardır belki ama hem o geceye ilişkin kendi yaşadıklarımı hem de kısaca 15 Temmuz’dan çıkardığımız sonuçları paylaşmak istedim.

Gerçekten şu bir yıl içersinde bir çok şeyi izah etmekte zorlanıyoruz en başta da şehit ve gazilerimizin kahramanlığı , bu kahramanlık hikayelerini gerçekten anlatmak zor , duyguları tarif etmek zor. Allah şehitlerimize gani gani rahmet eylesin , Allah gazilerimize sağlık , sıhhat ve afiyet versin.Allah milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın.Allah devletimize ve milletimize güç kuvvet versin , mazlumun yanında , zulmün karşısında olalım yeniden cihana Hakk’ı hakim kılmak için öncü olalım.Amin.

15 Temmuz 2017

Mehmet Emin Başalp